31 Aralık 2012 Pazartesi

Mai Kalem Instagram'da


Çoğu blog,bloglarına yardımcı olması açısından Facebook veya Twitter gibi sosyal paylaşım sitelerinde yeni hesaplar açıyorlar.Ve bu sayede de bloglarının biraz olsun daha fazla tanınmalarını sağlıyorlar.Bizde Mai Kalem olarak artık bu sosyal paylaşım sitelerinden kendimize bir hesap almaya karar verdik.Ama bu hesabımız Facebook veya Twitter olarak değilde Instagram olarak aldık.Evet artık sizde Mai Kalem'e Instagram üzerinden ulaşabilirsiniz.

Hesabımızda blogta paylaştığımız kitapların resimlerini bulabilirsiniz.Eğer destek olmak istiyorsanız Instagram'dan bizi takip edebilirsiniz.İşte Mai Kalem'in Instagram hesabı: Mai Kalem Instagramda

Mai Kalem Mutlu Yıllar Diler


Evet bir yılı daha geride bırakıyoruz.Umarım 2013 herkes için iyi ve güzel bir yıl olur.Umarım herkes bir yılı daha kitaplar ile hayata sıkı sıkı sarılarak geçirebilir.Mai Kalem herkesin yeni yılını kutlar ve umarız nice seneleri de böyle kutlamaya devam ederiz.
Yeni yılınız kutlu olsun!



21 Aralık 2012 Cuma

Puanlama Sistemi

Evet arkadaşlar çoğu blogta olduğu gibi bende kendi okuduğum kitaplara kendi beğenilerime göre puan vermek için bu puanlama sistemini yapmaya karar verdim.Bu puan sistemini bundan sonra her kitap yorumumun altında bulabilirsiniz.Umarım herkes için faydalı olur.


14 Aralık 2012 Cuma

Film

Prestij
Film öncelerinde birlikte çalışmış ama daha sonraları birbirlerinin rakipleri hatta düşmanları olan iki sihirbazın hayatını anlatmaktadır.Robert Angier ve Alfred Borden adındaki bu iki sihirbaz ilk başlarda birlikte çalışır, birlikte sihirbazlık numaraları öğrenirler fakat daha sonra Alfred Borden’ın gösteri sırasında yaptığı bir hata yüzünden bu iki sihirbaz birbirlerine düşman olur.Londra’da farklı farklı gösteriler ve numaralar yaparak en iyi olma yolunda ilerlerler.Bu sırada da karakterlerin birbirlerinin sırlarını araması filmin konusunu da bir hayli güzelleştirmiş diyebilirim.Sihirbazlık ile birlikte bilimsel bazı çalışmalardan da söz edildiği filmde ünlü fizikçi Nikola Tesla’nın manyetik akımlar üzerinde çalıştığı ve filmde büyük önem taşıyan buluşunda da bahsedilmektedir.

Kafa karıştıran ve sonunda acaba neler olacak hissi uyandıran ve gerçekten de sonunda oldukça şaşırılacak olayların olduğu harika bir filmdi.Herkesin kesinlikle izlemesini düşünüyorum.Son olarak filmin IMDB’den aldığı puanı gelecek olursak o da 8.5’tir.

Fragmanı:






2 Aralık 2012 Pazar

Okumayı Düşündüğüm Seriler

Evet uzun zamandır okumayı düşünüdüğüm ve bir türlü fırsat bulamadığım fantastik serilerden bahsetmek istiyorum biraz.İnternet ortamında oldukça konuşulan ve benimde yorumlardan okuduğum kadarıyla oldukça başarılı olan bu seriler hakkına hem kısaca bilgi vermek hemde bulduğum resimlerle size serileri kısaca anlatmak istiyorum.İşte okumayı düşündüğüm seriler:

Olimpos Kahramanları Serisi -Rick Riordan
Kane Günceleri Serisi -Rick Riordan
Ölümcül Oyuncaklar Serisi -Cassandra Clare
Cehennem Makineleri Serisi -Cassandra Clare


          1-Olimpos Kahramanları
 Olimpos Kahramanları Serisi,Rick Riordan'ın Percy Jackson ve Olimposlular Serisinin devamı niteliğinde bir seridir.Karakterlerin çoğu değişse de ana karakterlerden olan Percy ve Annabeth bu seride yeni arkadaşları ile fantastik maceralara atılmaya devam ediyor.İnternette okuduğum kadarıyla Rick Riordan bu seride de Yunan ve Roman mitolojisini iyi bir şekilde anlatarak olaylara fantastik ve heyecanlı bir hava vermeye devam ediyor anlaşılan.

Olimpos Kahramanlarının ilk kitabın olan 'Kayıp Kahraman' serinin ana karakteri olan Percy Jackson'ın kaybolması ile başlayıp diğer heyecanlı maceralar ile devam ediyor.Beş kitaptan oluşacağı tahmin edilen serinin ülkemizde henüz üç kitabı çıkmış olup bunlarda 'Doğan Egmont Yayıncılık' tarafından çıkarılmaktadır.

Serinin ikinci kitabının ismi ise 'Neptün'ün Oğlu',ayrıca ülkemizde yakın zamanda çıkmış olan üçüncü kitap olan 'Athena'nın İşareti' sanırım oldukça büyük bir ilgi görmüş olmalı ki okurlar tarafından Rick Riordan'ın şimdiye kadar yazmış olduğu en iyi kitabı olarak nitelendiriliyor.

Şimdide size serinin ilk kitabı olan Kayıp Kahraman'da Percy haricindeki diğer üç ana karakterden bahsetmek istiyorum.Seriyi henüz okumadığım için bu üç karakterin analizini vikipediden yardım alarak paylaşmak istiyorum.Son olarak,bu serinin çok iyi olduğunu duydum ve öylede düşünüyorum.Mutlaka okunmalı denilen fantastik seriler arasında şimdiden benim için kendisine bir yer edindi bile.


İşte Olimpos Kahramanları serisinin ilk kitabı Kayıp Kahraman'da tanışacağımız üç yeni melez:
JASON'ın bir sorunu var. Hafızasını tamamen kaybetmiş. Jason buraya nasıl geldi? Burası neresi? Hatta Jason kim? Hiçbir şey bilmiyor ama bir şeyden çok emin. Bu işte bir terslik var.
PIPER bir sır saklıyor. Ünlü bir kişi olan babası üç gündür kayıp. Jason ve Leo'yla birlikte Melez Kampı adlı bir yere götürülüyor. İçinden bir his burada her şeyin açıklamasını bulacağınısöylüyor ama her şeyi öğrenmek isteyip istemediğinden emin değil.
LEO çok becerikli. Melez Kampı'na yerleştirildiği, alet edavatla dolu kulübeyi görünce kendini hemen evinde hissediyor. Kulübe arkadaşları bir tanrının oğlu olduğunu iddia ediyor. Bunun sürekli hayaletler görmesiyle bir ilgisi olabilir mi acaba?

***

      2-Kane Günceleri
Kane Günceleri yine Rick Riordan'ın kaleminden çıkmış harika bir seri.Rick Riordan bu sefer Yunan ya da Roman mitolojisini değilde bir değişiklik yapıp bize Mısır mitolojisinden bahsediyor.Oldukça heyecanlı ve fantastik dakikalara hazır olun!


Kane Günceleri serisi, Kırmızı Piramit,Ateş Tahtı ve  Yılanın Gölgesi adında toplamda üç kitaptan oluşan bir seridir.Serinin ilk kitabı olan Kırmızı Piramit yine Doğan Egmont Yayıncılık tarafından 13 Ekim 2010'da,ikinci kitabı Ateş Tahtı'nın kapağı Ocak 2011'de ve son kitap olan Yılanın Gölgesi ise 6 Hazıran 2011 tarihinde ülkemizde yayınlanmıştır.

Seri temelde Carter Kane'in ve kız kardeşi Sadie Kane'in ayrı ülkelerde ayrı yaşamlar sürerlerken yıllar sonra babaları sayesinde tekrar hayatlarını kesişmesini ve mısır mitolojisiyle dolu heyecanlı maceraları anlatıyor.Daha sonra babaları Julius Kane'in inanılmaz bir şekilde sırra kadem basması ile de olaylar devam ediyor.



Mısır mitolojisi hakkında eğlenceli ve macera dolu bu seriyi en kısa zamanda okumak istiyorum açıkçası.Çünkü bu serinin de Rick Riordan'ın diğer iki serisi kadar güzel olacağından şüphem yok.

Kısacası Percy Jackson serisini okuyanların bu seriyi de seveceklerini ve okumaları gerektiğini düşünüyorum.



                 ***

                              3-Ölümcül Oyuncaklar Serisi


Ölümcül Oyuncaklar Serisi Cassandra Clare'in yazmış olduğu fantastik bir seri.Serinin sanırım beşinci kitabın çıkmayı bekliyor.Ülkemizde ise dördüncü kitabı çıkmış sanırım.Bu seriyide internette çok gördüm ve çok beğenilmiş anlaşılan ki filmi bile çekilmiş.Fragmanı geçtiğim günler yayınlanmış sanırım.Fragmanı yazının devamında bulabilirsiniz.

Seri temel olarak normal bir hayat süre Clary Fray'in bir sıradışı bir olaya tanık olmasını anlatıyor.Bu olay ise dünyada yaşayan yaratıkları avlayacan değişik dövmeleri olan bir grup genci görebilmesi ile başlıyor.Evet görebilmesi.Çünkü normal insanlar bu dövmeli esrarengiz gençleri göremezken Clary'nin onları görebilmesi ile hayatının artık eskisi gibi olmayacağı düşünülebilir.

Serinin çıkan dört kitabının isimleri ise şöyle:
1-Kemikler Şehri
2-Küller Şehri
3-Camlar Şehri
4-Düşmüş Melekler Şehri

Anlayacağınız okunmayı bekleyen güzel bir seri daha var.Lafı fazla uzatmadan serinin birinci kitabının fragmanını paylaşalım.


***

4-Cehennem Makineleri Serisi

Cehennem Makineleri Serisi yine Cassandra Clare'in kaleminden bir seri.Ölümcül Oyuncakların yan serisi niteliğinde sanırım.Seri üç kitaptan oluşacak gibi gözüküyor.Ülkemizde ise Mekanik Melek ve Mekanik Prens isimlerinde iki kitabı çıkmış sanırım.

Seri hakkında pek bir bilgim yok ama Cassandra'nın bir önceki serisi gibi etki bırakmış sanırım okurlar üzerinde.Ben yine de iyi bir seri olduğunu düşünüyorum.Umarım yanılmam ve bu seriyi de en kısa zamanda okuma fırsatını elde ederim.


Son olarak bu yazımda kullandığım kaynakları belirmeden geçmeyeyim.Resimlerin bir çoğunu ''Deviantart'' sayfasından,fragmanı ise Ölümcül Oyuncaklar Facebook Sayfası'ndan aldım.

Eğer bu serileri okuduysanız ya da okumak istiyorsanız görüşlerinizi lütfen bu paylaşımın altında yorum yazarak benimle paylaşın.Şimdiden herkese iyi okumalar.

26 Kasım 2012 Pazartesi

Erebos-Ursula Poznanski

  -Erebos-


Çevirmen:İlhan Yabantaş

Sayfa Sayısı: 480

Yayınevi: Pegasus




Arka Kapak:

Bu bir oyun,

Seni izliyor,

Seninle konuşuyor,

Ödüller dağıtıyor,
Seni test ediyor,
Tehditler savuruyor,
Onun tek bir amacı var:
Seninle oyun oynamak istiyor.

Oyuncularıyla oynayan bir oyun!
Bu oyunu oynayacak kadar cesur musunuz?

Aklınızı sürekli meşgul edecek, etkisinden günlerce kurtulamayacağınız ve size baştan sona tırnaklarınızı yedirtecek kadar sıradışı,gizemli,heyecan ve gerilim yüklü bir roman arıyorsanız EREBOS tam size göre...

***
Benim Yorumum:
Erebos bir bilgisayar oyunu.Ama öyle sıradan bir oyun değil.Oyuncularıyla oynayan bir oyun.Evet şimdi bir bilgisayar oyunu ile ilgili bir kitap en fazla neleri anlatabilir diye düşünüyor olabilirsiniz.Cevabım ise ustalıkla kurgulanmış,her olayı en ince ayrıntısına kadar düşünülmüş ve tüm bunlar yazarın özgün yazma yeteneğiyle birleşmiş desem fazla abartmış olmam sanırım.

Kitabın konusuna gelecek olursak :

11 Kasım 2012 Pazar

31. ULUSLARARASI İSTANBUL KİTAP FUARI


Malum kitap sever herkesin heyecanla beklediği 31. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı'na sayılı günler kaldı.17-25 Kasıım tarihleri arasında yapılacak olan kitap fuarına ilginin büyük olacağı şimdiden belli oluyor.Herkes yavaş yavaş almak istediği kitapların listesini oluşturmaya başladı bile.Mai Kalem olarak bizde internette yorumlarını okuduğumuz ve beğendiğimiz birkaç kitap ismi çıkardık.Bilgi edinmek isteyen ya da henüz hangi kitabı alacağı konusunda kararsız kalanlar için Mai Kalem olarak beğendiğimiz birkaç kitaptan bahsetmek istiyorum.Böylece herkes bu kitaplar hakkına birazda olsa fikir edinmiş olacaktır.Almayı düşündüğüm kitapların listesi ve kitap hakkında yorum ve içerikler işte burada:



2 Kasım 2012 Cuma

Melez Dosyaları-Rick Riordan


Percy Jackson ve Olimposlular serisinin ana kitaplarından olmayan ama serinin 4. ve 5. kitapları arasında geçen olayları anlatan bu kitap oldukça eğlenceli ve macera dolu bir kitaptı.

Kitap içerisinde Percy ve arkadaşlarının Titan Kralı Kronos'a karşı savaşmadan önce yaşadıkları olayları,diğer karakterlerin söyleşilerini ve Olimpos tanrılarından bazılarının resimli posterlerini içeriyor.


Ben kitabı beğendim,seri bittiği için üzülenler için bu fantastik dünyaya tekrar adım atmak bence herkes için eğlenceli ve bir o kadar da macera içerisinde geçecektir.


Son olarak kitap hakkında bilgi edinmeniz için arka kapak yazısını paylaşmak istiyorum.


Arka Kapak:


''Melez Kampı başkatibi Rick Riordan'ın hazırladığı bu kılavuz kitap sana rehberlik etmenin yanı sıra Percy Jackson'ın daha önce yayınlanmamış üç yeni macerası, kamptan en sevdiğin karakterlerle eğlenceli söyleşiler ve daha pek çok şey içeriyor.
Beş kitaplık Percy Jackson ve Olimposlular serisinin dışında yer alan bu kitaptaki öyküler, Labirent Savaşı ile Son Olimposlu kitapları arasındaki zaman diliminde geçiyor. Genç yarı tanrılar Kronos'la savaşmadan önce neler yaşadılar, birbirleri hakkında neler söylediler, hepsini öğreneceksin. Percy Jackson'in dünyasindaki her şeye hakim olmak ve otoriteni konuşturmak istiyorsan bu kitabı kaçırmamalısın.
Melez Dosyaları, sevilen karakterlerin resimli kimlik bilgileri ve Olimpos tanrılarının güç çizelgesi ile birlikte genç bir yarı tanrı için tehlikelerle dolu bu dünyada hayatta kalmanın ipuçlarını veriyor.''

26 Ekim 2012 Cuma

Simyacı-Paulo Coelho

Arka Kapak:
Simyacı, dünyaca ünlü Brezilyalı yazar Paulo Coelho’nun üçüncü romanı. 1996 yılından bu yana Türkiye’de de çok okundu, çok sevildi, çok övüldü bu kitap. Bir büyük Doğu klasiği olan Mevlâna’nın ünlü Mesnevî’sinde yer alan bir küçük öyküden yola çıkarak yazılan bu roman, yüreğinde çocukluğunun çırpınışlarını taşıyan okurlar için bir “klasik” yapıt haline geldi.
Simyacı, İspanya’dan kalkıp Mısır piramitlerinin eteklerinde hazinesini aramaya giden Endülüslü çoban Santiago’nun masalsı yaşamının öyküsü. Ama aynı zamanda bir “nasihatnâme”; “Yazgına nasıl egemen olacaksın? Mutluluğunu nasıl kuracaksın?” gibi sorulara yanıt arayan bir yaşam ve ahlak kılavuzu. Mistik bir peri masalına benzeyen bu romanın, dünyanın dört bir yanında bunca sevilmesinin gizi, kuşkusuz bu kılavuzluk niteliğinden kaynaklanıyor.
Simyacı’yı okumak, herkes daha uykudayken şafak vakti uyanıp, güneşin doğuşunu izlemeye benziyor.

25 Ekim 2012 Perşembe

Çekilişimiz Sonuçlandı



17/10/2012 Çarşamba tarihine başlatmış olduğumuz ilk çekilişimiz sonuçlandı.Çekilişimize toplam 28 kişi katılmış bulunmaktadır.Katılanları isimleri ise şu şekilde:
 
1- Slince +2
2- Hülya Çoban +2
3- Özlem +2
4- uur bocee
5- tubaonde +2
6- undenied +2
7- sineminbahari +2
8- Rengarenk Daphne +2
9- Dilek Afiyon Avci +2
10- sea bel
11- Visnetw
12- Sandy Delman +2
13- Ecenur B +2
14- İpekTo +2
15- KıyafetAskısı +2
16- Uğur Düdükçü +2
17- acemi blogger +2
18- Zeynep Çiçek +2
19- cangz +2
20- Ayşe +2
21- kontes +2
22- sihirlimavi +2
23- farfarafix
24- Merve Beldem Akdal
25- özge +2
26- gül özdemir +2
27- Rapunzaliçe
28- Feel The Power +2


 Yaptığımız kura ile kazanan takipçimiz ise aşağıdaki resimlerde gözükmektedir.


17 Ekim 2012 Çarşamba

Mai Kalem'in İlk Çekilişi

       Evet yaklaşık 3-4 aydır blog dünyasında olan Mai Kalem olarak sizlere ilk çekilişimizi duyurmak istiyorum.Her ne kadar ara sıra henüz bu çekiliş olayları için erken olduğunu düşünsemde en sonunda bu işi yapmaya karar verdim.Umarım bundan herkes zevk alır ve iyi bir çekiliş olur.Lafı daha fazla uzatmadan çekilişimizde kazanan takipçimizin hangi kitabı kazanacağını açıklayalım.Talihli takipçimiz bizden ünlü tıbbı-gerilim kraliçesi Tess Gerritsen'ın ''Gece Nöbeti'' kitabını kazanacak.Kitap ile ilgili daha önce paylaştığım yoruma bakmak için buraya tıklayabilirsiniz.


-Çekiliş için yapılması gereken kurallara gelecek olursak:
1-Blogumun takipçisi olmak. (Katılmak için kesinlikle gereklidir)

2-Eğer takip ettiyseniz ve ayriyetten çekilişe adınızın bir kez daha yazılmasını (+1) istyorsanız, bu paylaşımı kendi blogunuzda duyurmanız.

3-Tüm bunları yaptıktan sonra da bu paylaşımın altına 'takipçinizim' yazıp iletişim bilginizi (e-mail) yazmalısınız.

-Mutlaka yoruma takip ettim yazın ve iletişim bilginizi yazın ki bende ona göre isimlerinizi alıp kuraya katayım.

Çekiliş 17/10/2012 Çarşamba tarihinde başlayıp 25/10/2012 Perşembe günü Saat 21.00'de son bulacaktır.Şimdiden herkese bol şans diliyorum.

Adsız yorumlar dikkate alınmayacaktır!

Not: Bu ilk çekilişim olduğu için çekilişi normal yöntem ile (kağıda yazıp-çekme) yapacağım.

1 Ekim 2012 Pazartesi

Bin Muhteşem Güneş-Khaled HOSSEINI

-Bin Muhteşem Güneş-
 Arka Kapak: 
''Nereye giderseniz gidin, ülkeniz peşinizden gelir. Artık siz orada yaşamasanız da o içinizde yaşar. Afganistan’ın Khaled Hosseini’de yaşadığı gibi…

Bin Muhteşem Güneş, ilk romanı Uçurtma Avcısı’yla tüm dünyada inanılmaz bir başarı yakalayan Hosseini’nin ikinci romanı. Yazar bu romanında da yine doğduğu toprakları anlatıyor. Bu kez iki kadının kesişen yaşamları ve dostlukları üzerinden…

Küçük yaşta evlendirilen kızlar, çocuğu olmayan kadınlar, babaya ya da çocukluk arkadaşına duyulan, geçmişe gömülmüş aşklar…

Khaled Hosseini, hasreti, dostluğu, aşkı ve insanlığı en iyi anlatan yazarlardan. Başarıyla kurduğu olay örgüsüyle, çıkmaz yolların nasıl düzlüklere açılabileceğini gösteren yaratıcı bir kalem.

Bin Muhteşem Güneş, kelimenin tam anlamıyla “beklenen” bir roman.''


23 Eylül 2012 Pazar

Hayatın Ne Getireceği Belli Olmaz


‘’Hayatın ne getireceği belli olmaz.’’ derler.Biraz düşününce bunun mantıklığı olduğunu fark ettim.Çünkü insan hayatı boyunca hayal eder ve geleceğe dair hayaller kurar.Bu da onun hayattan bir beklentisinin olmasını sağlar.Küçük yaşta kurulan o saf hayaller ve ileride bu hayalleri gerçekleştirebilmek için karşınıza çıkan o fırsatlar...Tüm bunlar hayatın sizden yana tavır sergilediğinin bir göstergesi değilde nedir?

Mesela gençken düşlediğiniz  ünlü bir şarkıcı olma hayali,belki günün birinde hayatınızı değiştirecek bir fırsatla çıkar karşınıza.Sizde o fırsatı değerlendirip yıllardır zihninizin bir köşesinde hapis kalmış,sıkışmış o hayal kuşunu serbest bırakırsınız.İşte böylece,sadece hayallerinizle yaşadığınız kendi adanızdan çok uzaklara açılarak yeni yerler görme ve yeni hayaller kurma fırsatına ulaşabilirsiniz.

Ama bazen de bu hayalleriniz tamda sizin düşündüğünüz gibi gerçekleşmeyebilir ya da hiç gerçekleşmez.Ama siz siz olun ‘’umut’’ denen hayat ışığınızı sakın kaybetmeyin.Belli mi olur belki hayat size yeni bir fırsat sunar ve bu fırsatın neler getirebileceği belli olmaz.  ;)

14 Eylül 2012 Cuma

Dinlenilmesi Gereken Müzikler

Evet şimdi sizinle geçen günlerde paylaştığım ''İzlenilmesi Gereken Filmler'' başlıklı paylaşıma benzer bir paylaşım daha sunacağım.Bu seferki ise ''Dinlenilmesi Gereken Müzikler'' tarzı olacak.Bu başlık altında benim severek dinlediğim birkaç müzikten bahsedeceğim.Böylece sizde yeni şarkılar veya şarkıcılar tanımış olacaksınız.

Bu şarkıların bazılarını bende henüz yeni yeni dinlemeye başladım.Ama beğendiğim için sizinle paylaşmak istedim.Ayrıca paylaşacağım tüm bu şarkıların ve şarkıcıların tamamının bulunduğu bir resim,afiş tarzı bir şey hazırladım.Böylece bu şarkıcıların kim olduklarını da tanıyabilirsiniz.Lafı daha fazla uzatmadan şarkıları paylaşayım.İşte burdalar:



JULIA SHEER
-If Die Young by The Band
-Far Away

-Kiss Me Or Not
-When I Look At You
-You Will Never Be

ONE REPUBLIC

-Apologize
-All The Right Movies
-Good Life
-Secrets
-Stop And Stare

THE PIERCES

-Secret
Sticks And Stones

LEONA LEWIS

-Bleeding Love

LADY ANTEBELLUM

-American Honey
-Need You Now

JAMES BLUNT
-Goodbye My Lover

GREG LASWELL

-Days Go On
-Goodbye
-Comes And Goes

GOTYE

-Simebody That I Used To Know

FUN.

-We Are Young

ED SHEERAN

-Lego House

JASON WALKER

-Down

COLBIE CAILLAT

-I Never Told You

CAROLINE COUNTRY

-Heaven In The Middle Of Nowhere

THE WHO

-Behind Blue Eyes

KELLY CLARKSON

-Dark Side


(''Dinlenilmesi Gereken Müzikler'' adında blogun sol tarafında bir köşe açıp bu resmi oraya da koyacağım.İsteyenler ordan da bakabilirler.Yorumlarınızı bekliyorum.)






11 Eylül 2012 Salı

Percy Jackson ve Olimposlular Serisi-Son Olimposlu (5. ve Son Kitap)

-Son Olimposlu-



Arka Kapak:Şanslarının çok az olduğunu bilmelerine rağmen,melezler bütün bir sene boyunca Titanlara karşı verecekleri savaş için hazırlık yaptılar.Kronos'un ordusu artık her zamankinden çok daha güçlü;ve gücü,safhına kattığı her tanrı ve melezle birlikte daha da büyüyor.

Olimpos'un Tanrıları her yeri yakıp yıkan Tayfun'la uğraşadursun,Kronos neredeyse savunmasız kalan Olimpos'a,New York'a yürüyor.Şimdi bütün iş Percy ve melez ordusuna kalmış durumda.

New York Times çoksatanlar listesinin müdavimi olan bu dizinin son kitabında Percy'nin yıllardır beklenen on altıncı yaş kehaneti açığa çıkıyor.Batı medeniyeti,Manhattan sokaklarında büyük bir savaşla karşı karşıya ve Percy belki de kendi kaderine karşı savaşıyor olmanın korkusuyla yüzleşiyor.


8 Eylül 2012 Cumartesi

İzlenilmesi Gereken Filmler

Bu başlıkta benim beğendiğim ve sizin de sevebileceğinizi düşündüğüm birkaç filmden bahsedeceğim.Bu filmler beyaz perdede oldukça beğenilen ve IMDb tarafından da iyi puan almış diyebileceğimiz filmlerdir.Şimdilik bunlardan 3 tane paylaşacağım,ilerleyen günlerde belki tekrar böyle paylaşmaya devam edebilirim.Filmlere gelecek olursak,isimleri sırasıyla şöyle:
-Inception (Başlangıç)
-A Beautiful Mind (Akıl Oyunları)
-Listen to Your Heart (Kalbinin Sesini Dinle)



29 Ağustos 2012 Çarşamba

Percy Jackson ve Olimposlular Serisi-Labirent Savaşı (4.Kitap)


-Labirent Savaşı-

Arka Kapak:''Percy,yeni okulunun düzenlediği alıştırma gezisinin eğlenceli olacağını zaten düşünmüyordu.Eski bir ölümlü tanıdıkla beraber iblis ponpon kızlarla mücadele etmesi gerekince bu gezi iyice içinden çıkılmaz hale geliyor
Olimposlular ile kötü Titan Lordu Kronos arasındaki savaş gittikçe körükleniyor.Her an istilaya açık durumdaki Melez Kampı bile artık sihirli sınırlarıyla bir zamanlarki güvenli yer değil.Titan ordusunun baskınını engellemek için Percy ve diğer melez dostlarının karanlık bir labirentten geçmesi gerekiyor,her bir köşesinde başka sürprizler bekleyen,sürekli yenilenen,üstelik canlı bir labirentten.''


19 Ağustos 2012 Pazar

Percy Jackson ve Olimposlular Serisi-Titanın Laneti (3.Kitap)

-Titanın Laneti-

Arka Kapak:"Yunan tanrıları ve melezlerin dünyası çok büyük bir savaşa hazırlanıyor. Bu savaş, herşeyi yakıp yıkacak, geri dönülmesi olanaksız sonuçlar doğuracak bir savaş olabilir! Percy'nin kendisi gibi güçlü dostlara ihtiyacı var, yeni tanıştığı gizemli melez kardeşler ona destek mi olacak köstek mi? Titanların efendisi Kronos en büyük tuzağını kurdu, tanrıları ve melezleri bekliyor! Serinin bu üçüncü kitabında Percy en korkunç gerçekle yüzleşiyor: Titan'ın Laneti. Bu lanete yalnızca çok güçlüler karşı koyabilirler, peki Percy bunu başarabilecek mi?"


16 Ağustos 2012 Perşembe

Percy Jackson ve Olimposlular Serisi-Canavarlar Denizi (2.Kitap)

-Canavarlar Denizi-


Benim Yorumum: (SPOILER İÇERİR.)
*Özet niteliği taşımaktadır.

‘’Canavarlar Denizi’’, Rick Riordan’ın yazmış olduğu ‘Percy Jackson ve Olimposlular’ serisinin ikinci kitabıdır.İlk kitabındaki gibi oldukça ve hatta bana göre daha fazla macerayla doluydu bu kitap.Her bölümü sürükleyici ve ilgi uyandırıcıydı.Yazarın kullanıldığı basit dil de kitabın okunmasını daha da kolaylaştırıyor açıkçası.Kitabın konusuna gelecek olursak:
  Melez Kampı’ndaki geçen yılını oldukça maceraları geçiren Percy,bu yıl başladığı okulunu ve hayatını sorunsuz bir şekilde devam ettirmektedir.Yıl boyunca hiçbir canavarla karşılaşmamış ve okulunda da hiçbir sorun yaşamamıştır.Ta ki okulun son gününe kadar.O gün spor dersinde karşılaştığı canavarları görünce bu yılı da sorunsuz bir şekilde tamamlayamayacağını anlamıştır.Canavarlarla giriştiği bu kavgada ona okulda yeni tanıştığı arkadaşı Tyson yardım etmiştir.Tyson canavarlara karşı oldukça cesur ve güçlü bir tavır sergilediğinde Percy buna her ne kadar şaşırsada aldırış etmemiştir.Çünkü canavarları altetmişlerdir.Okulda yaşanan bu olayı duyan Annabeth de hemen Percy’e yardıma gelmiş ve yanında olan arkadaşı Tyson’a karşı kaba bir tavır sergilemiştir.Daha sonra bu tavırlarının asıl nedenin Tyson’nın da normal birisi olmaması ve daha da önemlisi bir kiklop(tepegöz) yani bir tanrı ile doğa ruhlarını çocuğu olması olmuştur.Kikloplar normalde dışlanan ve anormal varlıklar olarak gözükmektedir.
Olaylar böyle devam ederken Melez Kampında ciddi sorunlar yaşanmaktadır.Çünkü kampı koruyan ağaç zehirlenmiştir.Kamp artık güvende değildir yani canavarların saldırılarına açık hale gelmiştir.Kampa geldiklerinde bunu öğrenen Percy ve Annabeth hemen bunun için bir görev almak isterler ama görev onlar yerine Ares’in kızı Clarisse’ye verilir.Görevi kampı koruyan ağacı kurtarabilecek sihirli güce sahip ‘’altın postu’’ bulmaktır.Görevi alamayan Percy ve Annabeth bu saçmalığa bir anlam verememişlerdir.Kampta geçirdiği günlerde yine garip rüyalar gören Percy bu seferde rüyalarında Pan’ı aramaya giden yakın arkadaşı Kıvırcık’ı görmeye başlaması ile onun başının dertte olduğunu düşünür ve hem Kıvırıcık’ı hem de altın postu bulmak için Annabeth ve Poseidon’un yeni oğlu yani kendisinin kardeşi olan Tyson ile kamptan gizlice ayrılırlar.Böylece yeni maceraları başlamıştır.
Olaylar devam ederken altın postu arayanın sadece onlar olmadıklarını da öğrenirler.Percy’nin geçen yıl kamptan arkadaşı olan ve Titanların Kralı Kronos için çalışan Luke da postu aramaktadır.Amacı postun gücünü kullanarak Kronos’un iyileşmesini sağlamaktır.Tüm bunlar devam ederken Kıvırcık da kiklopların ilki olan Polyphemus tarafından kaçılırmıştır.Ayrıca altın postta Polyphemus ile birlikte ‘’Canavarlar Denizi’ndedir.
Kitabında sonlarına doğru Percy ve arkadaşları Luke ve yandaşlarının ve yolculuk sırasında karşılaştıkları canavaların saldırılarına rağmen Kıvırcık’ı kurtarmayı ve altın postu almayı başarırlar.
Kampa dönüp altın postu,kampı koruyan ağacı kurtarması için kullanırlar ve postta işe yarayıp kampı eski güçlü ve sağlıklı haline getirir.Ama bir sorun vardır her şeye rağmen Kronos onları oyuna getirmiştir.Tüm bunları en başında beri planlamıştır.Percy’nin altın postu alıp kampı kurtaracağını ve bir zamanlar normal bir melez olan ve sonra kampı koruyan ağaca dönüşen Thalia’yı kurtaracaklarını biliyordu.Post görevini yerine getirmiştir ama bunu yaparken uzun zamandır ağaç olan Thalia’yı da normal haline çevirmiştir.O zaman Percy olanları ve kehaneti daha iyi anlamaya başlar.Kehanette bahsi geçen üç büyük tanrılardan birinin melez çocuğu çok güçlü bir silah olarak kullanılabilcekti.Bu melez ya kampı kurtarıp onların güvenliğini sağlayacaktı ya da Kronos onu kendi tarafına geçirerek onlara karşı kullanıp her şeye hakim olacaktı.Artık bu güçlü silah olabilecek iki kişi vardır.Biri Poseidon’un oğlu Percy Jackson diğeri ise Zeus’un kızı Thalia’dır.

Bazen sadece 'sevgi' gerekir.

''Bu başlığı  neden durup dururken açtın,bu blogun amacı kitap yorumlarını paylaşmak değil miydi?'' diye soracaksınız şimdi.Açıkçası bu blogu sadece kitap yorumları yazmak için açmadım.Blogumun adından anlaşıldı gibi,ben 'Mai Kalem'imden neler dökülürse yazmak,kendimi tatmin etmek ve bazen de hayatı anlatmak için açtım bu blogu.
Sevgiye gelecek olursak eğer,nedir sevgi?Bir annenin çocuğu için gösterdiği ilgi mi?İki sevgilinin birbirleri için besledikleri duygu mu?Yoksa küçük bir çocuğun sokakta bulduğu yaralı bir hayvana baktığı o bakış mı?Benim cevabın HEPSİ'dir.Çünkü insanlar her şeyden bir mutluluk bulabiliyorsa neden her şeyede bir mutluluk,bir sevgi veremesinler.Bu ister bir annen küçük bir öpücüğü,ister sevgilinin dudağına kondurduğu bir öpücük olsun.Hepsinde de amaç karşındakini mutlu etmek,onu sevdiğini göstermek değil midir?İşte benim 'sevgi' için düşündüklerim bunlar.Her insan sevebilir,yeter ki o da birisi tarafından sevilsin.
Neyse bu gecelik benden bu kadar.Daha fazla derinlere dalmayayım.Sizinde sevmeniz ve sevgi göstermeniz umuduyla,iyi geceler...

13 Ağustos 2012 Pazartesi

Haftanın Şarkısı

-HAFTANIN ŞARKISI-
Neredeyse her gün müzik dinlediğim için geçenlerde bu konu hakkında aklıma bir fikir geldi.Neden bu dinlediğim ve hoşlandığım müziklere blogumda da bir köşe hazırlamıyorum diye?Sonra bu fikir üzerinde iyice düşündüm ve her haftanın ilk günü yayınlayacağım bir 'Haftanın Şarkısı' köşesi yapmaya karar verdim.Böylece sizde benim ne tarz müzikler dinlediğimi ya da kendinize buradan sevebileceğiniz şarkılar veya şarkıcılar bulabileceksiniz.Lafı fazla uzanmamak gerekirse blogumun sağ köşesinde her haftanın ilk günü yeni şarkılar bulacaksınız,eğer isterseniz resimin üzerine tıklayarak bunları dinleyip iyi bir vakit geçirebilirsiniz diye umut ediyorum. (NOT:Her hafta böyle bir başlık açmayacağım.Pazartesi günleri blogumun sağ köşesinde 'Haftanın Şarkısı' kısmından yeni şarkılara bakabilirsiniz.)

Haftanın ilk şarkısına gelecek olursak;benimde beğenerek dinlediğim ve bu aralar yeni yeni dinlemeye başladığım bir şarkıcı ve onun slow tarzı şarkısıyla başlamak istedim.Umarım beğenirsiniz.Görüşlerinizi yorum yazarak bildirebilirsiniz.İşte haftanın ilk şarkısı;

                 #1 Lana Del Rey-Born To Die







12 Ağustos 2012 Pazar

Cadı-Yasmine Galenorn

Cadı-Yasmine Galenorn


Kitabın Orjinal Tanıtım:
Biz D’Artigo kardeşleriz: Öteki Dünya Haber Alma Ajansı’nın yarı insan,yarı peri,seksi ve zeki ajanlarıyız.Fakat insan ve peri karışımı kanımız,olmadık zamanlarda yeteneklerimizi etkileyerek,bizi zor durumda bırakıyor.Kardeşim Delilah,stresli durumlarda küçük bir kediye dönüşüyor.Menolly,hala ölümsüz olmaya alışmaya çalışan,bir vampir.Ve ben mi?Ben Camille,harika bir cadıyım.Düşmanlarıma zor anlar yaşatan sihirlerimin sonuçları,havalar kadar tahmin edilemez olsa da...
Ajanlarımızdan biri olan,Jocko,Öteki Dünya’ya açılan kapı ve aynı zamanda insanların ve bizim gibi perilerin takıldığı bir bar olan,Wayfarer Inn’de öldürüldü.Her ipucu bizi,Yer altı Ülkelerinin ruh yiyici,kötü kalpli lideri,Gölge Kanat’a götürüyordu.İnsanlığı yok edip,Dünya’yı ve Öteki Dünya’yı kendi oyun alanı haline getirmek istiyordu.Bizim görevimiz: Gölge Kanat ve adamlarının,Wayfarer’dan Dünya’ya geçmelerini engellemekti.Cinler,birden,Dünya’da belirdiler.Ve önlerinde,sadece, ben ve beceriksiz kardeşlerim vardık.Ama onlar için,bir sırrımız vardı: hatalı bir tür olabilirdik ama hiç kimse,D’Artigo kardeşlerle başa çıkamazdı...

10 Ağustos 2012 Cuma

Açlık Oyunları Serisi

-AÇLIK OYUNLARI-

Merhabe,bugünki konuyu herkesin beğeniyle okuduğu bir seri olan ''Açlık Oyunları'' ile açmak istiyorum.Açlık Oyunları benimde severek okuduğum ve takip ettiğim bir seridir.Konusu okuduğum zaman bana çok ilginç gelmiş olmalı ki serinin üç kitabınıda yaklaşık olarak 3-4 hafta içinde bitirmiştim.Her neyse gelelim bu başlığı açma sebebime:Açlık Oyunları başlığını açma sebebim,belki benim gibi bu serinin hayranı olan kişiler veya seriyi henüz okumamış ama okumak isteyen kişiler için bilgi alışverişi niteliği taşımasını istememdir.Yazının devamında kendi çekmiş olduğum 'Açlık Oyunları' kitap serimin resimlerini ve yine kendi yaptığım bir kaç photoshop'u görebilirsiniz,ama önce bilmeyenler için serinin arka kapak yazısını paylaşalım.

Arka Kapak
'Bu kitaba o kadar bağımlı kaldım ki, yemeğe çıktığımda bile kitabı yanımda taşıdım ve masanın altında okumaya devam ettim. Hikayesi beni birçok gece uykusuz bıraktı çünkü bitirdiğimde bile, yatakta bu kitabı düşünmeye devam ettim. Açlık Oyunları kesinlikle büyüleyici.'
—Stephenie Meyer

'Elimden bir türlü bırakamadım… Bağımlısı oldum.'
—Stephen King

KAZANMAK ÜN VE TALİH, KAYBETMEK İSE KESİN ÖLÜM ANLAMINA GELİR. BU OYUNUN GALİBİNİN KARNI DOYACAK KAYBEDEN İSE ÖLÜMLE TANIŞACAK… AÇLIK OYUNLARI BAŞLASIN..

Şimdide yukarıda bahsetmiş olduğum serinin resimlerine ve yapmış olduğum photoshoplara bir bakalım:

(NOT:Giflerin bazılarının üzerinde eskiden photoshop yaparken kullandığım 'Zero' ismini görebilirsiniz.Yanlış anlaşılmasın hepsi bana aittir.Zaten başka bir yerden alıncada link belirtiyorum mutlaka.)

-Serinin Kitapları-

Yaptığım Photoshop Çalışmalarım:





(Resimlerin üzerine tıklayarak orjinal boyutlarında görebilirsiniz.)
Umarım herkesin hoşuna giden bir konu olmuştur ve inşallah seri hakkında bilgisi olmayanlar içinde bu başlık aydınlatıcı olmuştur. :)

9 Ağustos 2012 Perşembe

Aklından Bir Sayı Tut-John Verdon

Aklından Bir Sayı Tut-John Verdon
Orjinal Tanıtım:
Bir adam, posta kutusuna bırakılmış imzasız bir mektup alır. Mektupta şöyle yazmaktadır: "Aklından herhangi bir sayı tut. 1 ila 1000 arasında herhangi bir sayı." Adam öylesine 658 sayısını tutar. Not şöyle devam etmektedir: "Sırlarını nasıl bildiğimi göreceksin... Küçük zarfı aç." 

"Aldıklarını geri vereceksin
Vermiş olduklarını aldığın zaman.
Biliyorum ne düşündüğünü,
Ne zaman uyuduğunu,
Nereye gittiğini,
Nereye gideceğini.
Seninle bir randevumuz var,
Bay 658."

Sıradanlıklara meydan okuyan, anında başınızı döndürecek ve ilgi çekici karakterlerinin kalp atışlarını tüm gerçekliğiyle hissedeceğiniz bir kitap "Aklından Bir Sayı Tut" kolay kolay unutmayacağınız bir roman.


                                                                               

8 Ağustos 2012 Çarşamba

Percy Jackson ve Olimposlular Serisi-Şimşek Hırsızı (1.Kitap)

Serisi-Şimşek Hırsızı

Orjinal Tanıtım:
Bir gün birisi çıkıp size Antik Yunan tanrılarının hâlâ hayatta olduklarını söylese ne yapardınız? Ya annenizin ya da babanızın bu tanrılardan biri olduğunu öğrenseniz? Olağanüstü güçlere sahip olduğunuzun farkına varsanız? Ama bir yandan da peşinize mitolojik efsanelerdeki canavarlar düşse? Ne yapardınız? Percy’nin yaptığını…

Benim Yorumum: (SPOILER İÇERİR.)
*Özet niteliği taşımaktadır.
Kitap normal bir öğrenci olan Percy Jackson’ın başından geçen ilginç ve bir o kadar da inanılması güç maceraları anlatmaktadır.Percy okuma yazma sorunları olan,hiperaktif ve başı beladan kurtulmayan 12 yaşında bir gençtir.Hayatında her şey normal bir şekilde devam ederken bir gün kendisini takip eden ve daha önce hiç görmediği tuhaf yaratıklar tarafından hayatı adete değişmiştir.İlk başlarda bunların sadece kafasında canlandırdığı şeyler ve hayal gücünün oyunları olduğunu düşünür.Fakat daha sonra bu canavarlardan birinin kendi okul öğretmeni olduğunu ve onu her nasıl başardıysa toza çevirdiğini görünce bunların gerçek olduğuna inanmaya başlar.Olaylar böyle devam ederken okulunda tek sevdiği öğretmen olan Latin hocası ona tüm bu canavaları ve neler olduğunu anlatmak zorunda kalır.Latin hocası ona,tanrıların hala hayatta olduklarını ve diğer tüm yunan tanrılarını ve bu yaratıkları açıklamaya başlar.Tabii ilk başlarda Percy yine bunlara aldırış etmez ve bunları birer saçmalık olarak görür.Ama daha sonra devam eden bu yaratık olaylarının sonucunda tüm bu ‘’Yunan Tanrıları’’ olaylarına inanmaya başlar.Hatta bunlar yaşanırken okuldaki tek dostununda bir ‘’satir’’ yani keçi adam olduğunu öğrenir.Artık bu olağan dışı şeylere iyice alışmıştır.
Bir gün okulda satir arkadaşının ve latin hocasının konuşmasına kulak misafiri olur ve kendisinin üç büyük tanrıdan birinin oğlu olduğunu öğrenir.Yani bir yarı tanrı.Tüm bunlar yaşanırken kaldığı yatılı okuldan doğruca evine,annesinin yanına gider ve bunların ne anlama geldiğini sorar.Annesi ona olaylar tam anlamıyla anlatmamaktadır.Ama onun güvende olmasını istediği için istemeye istemeye onu bir yaz kampına gönderir.Fakat bu yaz kapmı sıradan bir kamp değildir.Tüm tanrıların çocuklarının burada eğitim aldıkları diğer satirlerin ve perileri yaşadıkları bir kamptır burası.Annesi onu buraya peşinde olduğu canavarlardan korumak için göndermiştir.Ne yazık ki kampın girişine varamadan Percy annesinin bir ‘’minator’’ tarafından yani yunan efsaneleride bir boğa adam tarafından öldürüldüğünü görür.Her ne kadar acı bir durum olsada Percy,satir arkadaşı ile kampa yani güvende olacakları yere gitmek zorundadır.
Olaylar böyle devam ederken Percy her ne kadar annesinin yokluğunda acı çeksede kampa alışmaya başlar ve kendisini bir tanrıçanın kızı olarak tanıtan Annabeth ile tanışır.Böylece üç arkadaş kampta birlikte vakit geçirirler.Kampa ilerleyen günler Percy her türlü eğitimi almaya başlar ve bir gün sıradışı bir şekilde babasının kim olduğunu öğrenir.Babası denizlerin tanrısı olan Poseidon’dur.Artık o denizin tanrısının oğludur.
Çok geçmeden kampta bir hırsızlık olayı duyulur.Zeus’un ilk şimşeği çalınmıştır.Ve bunu Percy’nin yaptığını düşünülür.Çünkü o üç büyük tanrı olan Zeus,Poseidon ve Hades’in birbirlerine verdikleri ölümlülerle birlikte olmama ve çocuk yapmama yeminine uymayan Poseidon’un oğludur.Olaylar böyle devam ederken Percy’e bir görev verilir.İlk şimşeği bulmalı ve tanrılar arasında bir savaş başlamadan önce onu geri iade etmelidir.Percy,Kıvırcık ve Annabeth bu görev için görevlendirilmişlerdir.
Olaylar böyle devam eder.Percy ilk şimşeğin Hades tarafından çalındığını düşünür ve onunla konuşmak için arkadaşlarıyla birlikte Yeraltı Dünyasına giderler.Ve asıl maceraları başlar.
Kitabın sonlarına doğru ilk şimşeği çalanın Hades olmadığı ve hırsızın üç büyük tanrıların babası olan Kronos tarafında şeçilen bir kişi olduğu anlaşılır.Bu kişi Percy’nin kamptaki yakın arkadaşı olan Luke’tır.
Ve kitabın sonunda ise Percy ilk şimşeği bulup Zeus’a iade eder,aslında ölmemiş olan annesini kurtarır ve rüyalarında gördüğü ve yeni yeni uyanan bir felaketin habercisi olan Kronos için endişelenmeye başlar.Daha sonra Percy tüm bunları düşünmemeye çalışır ve gelecek sene tekrar gelmek için kampı geride bırakarak annesinin yanına ölümlülerin dünyasına geri döner.

Kitap ile İlgili Görseller:

Serinin Kitapları

Serinin Kahramanları





Serininn Baş Karakteri


Serinin İlk Film Uyarmasından Bir Afiş

Tanrılar: Poseidon - Zeus - Hera - Apollo - Ares - Athena-
Artemis - Hades - Hephaistos - Hermes.



Not:Üzerinde ''Mai Kalem'' baskısı bulunmayan bütün resimler ''Forever Percy Jackson!'' adlı facebook sayfasından alınmıştır.

7 Ağustos 2012 Salı

''Mutlu olmak için birine ihtiyacın yok.Al kahveni ve bir kitap oku.''

Ne kadar doğru bir söz değil mi?Bu resmi internette bulmuştum ve hoşuma gittiği için paylaşmak istedim.Açıkçası çok anlamlı geldi.Sizce de öyle değil mi?Yani illa birine ihtiyacımız mı olmalı ''mutlu'' olmak için?Bence,tabiki de hayır.Yani insan en ufak şeylerden bile mutluluk duyabiliyorsa,bunu güzel ve hoş bir kitap okuyarak da yapabilir değil mi?Bunu sadece kitapla sınırlandırmamak da gerekir tabi ki,çünkü insan her zaman mutlu olabilir yeter ki etrafına olumlu baksın.

Bu kahve-kitap ilişkisini benim çektiğim bir resimle de görsellendirmek istiyorum.İşte çektiğim resim..Umarım beğenirsiniz. :)

6 Ağustos 2012 Pazartesi

Gece Nöbeti-Tess Gerritsen

Gece Nöbeti-Tess Gerritsen
Orjinal Tanıtım:
Bir yanda büyük şehir hastanelerinin baş döndürücü kalabalığında kazanılan deneyim ve başarılar; diğer yanda küçük bir kasabanın acil servisinde, mezarlık vardiyası da denen sakin gece nöbetleri.

Bir yanda gece yarısı anlaşılamayan bir nedenle hastaneye bırakıldıktan sonra kaybolan yaşlı bir adam; diğer yanda her şeyden habersiz, patlamaya hazır birer saatli bomba gibi sokaklarda dolaşan kadınlar.

Bir yanda bakıma muhtaç yaşlı bir anne, mutsuz bir kızkardeş ve parçalanmak üzere olan bir aile;diğer yanda kuşkular üzerine kurulu, kaçamak bir aşk.

Ve hepsinin ortasında tek başına bir kadın doktor: Toby Harper. Başta mesleki itibarını kurtarmak için giriştiği onur mücadelesi, bir süre sonra karanlık güçlerin de dahil olmasıyla, ölümcül bir kedi fare oyununa dönüşüyor. Kayıp bir hastanın peşinde, kendisini tehlikenin tam ortasında bulan Toby Harper'ın heyecan dolu hikâyesi beklenmedik sonuyla kanınızı donduracak.


                                     

 

Subscribe to our Newsletter

Contact our Support

Email us: Support@templateism.com

Our Team Memebers